|
Daha sağlıklı bir yaşam için spor yapmak şarttır. Spor yapmanın insanlar arasında birlikteliği, dostluğu pekiştirici hatta sağlayıcı bir faktör olduğu gerçek- tir. Sporun son yüz yılda uluslar arası alanda bir kuvvet hatta bir gövde gösterisi, baskılayıcı bir güç olarak ön plana çıkması hoş olmasada farklı boyutlar kazanma- sına neden olmuştur. Sporu aktif olarak yapanlar ve diğer taraftan destekleyici konumundaki ki- şiler arasında meydana gelen bu hoş olmayan sonuçlar sonrasında sporda ulaşılmak istenen dostluk, birliktelik, kültür kaynaşması, sosyal çevrenin gelişmesi v.b. gibi he- deflerden dahada uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir. Beden eğitimi dersinin amaçlarından biriside kazananı kutlama, kaybetmeyi kabullenmedir. Bu bağlamda herkes kazanma duygusunu tatmak ister fakat sportif etkinlikler sonucunda kaybetmenin olduğunu unutmamak lazımdır. Sporda iyi olan kazanır , bunun için olumsuz sonuçlarla karşılaştığımız zaman agresif davranşlara baş vurmaktansa biraz daha özveride bulunup daha fazla çalışmakla mutlu sona ula- şabiliriz. Bu amaç doğrultusunda ve bu prensiple yola çıkarsak sonuç ne olursa olsun yapılacak olan sportif etkinlikler insanlığa ve insanlar arasındaki etkileşime daha fark- güzellikler katacaktır. Uğur NEVRUZ Beden Eğt.Öğrt.
|
|
MİLLİ EĞİTİM VAKFI Milli eğitim vakfı 19 Şubat 1981 yılında kurulmuştur. Milli eğitimimizin arzulanan Seviyeye gelmesi için devletimizin imkanlarının yanında halkımızın ve kamu, özel sektör ku- Ruluşlarınında katkılarını artırmak, yapılan bağışların yerinde amacına uygun olarak kullanılmasını sağlamak için kurulmuştur. Bu amaçla elde edilen yardımlar ihtiyaç sahibi çocuklarımızın ve gençlerimizin eği Timi için kullanmaktadır. İhtiyaç duyulan yerler okullar yapılmaktadır.Okullarımıza her türlü Malzeme yardımı yapılarak öğrencilerimizin daha iyi ortamlarda okumalarına yardımcı olun- Maktadır.Bizim tarihimizde vakıf çalışmaları övünülecek kadar çoktur. Selçuklu ve Osmanlı Tarihine bakacak olursak özellikle yöneticiler ve devlet, ayrıca maddi imkanı olan zenginler Halkın çeşitli konulardaki ihtiyaçlarını karşılamak için vakıflar kurmuşlardır.Yalnızca insana Yönelik değil hayvanları ve miras değeri olan her şeyi korumak ve kollamak için vakıf faali- Yetlerinde bulunmuşlardır. Bu gelenek Cumhuriyetimiz dönemindede devam etmiştir. Cum- Huriyetin ilk yılarından itibaren değişik alanlarda vakıflar kurulmuştur. Bu gün ülkemizde çok değişik konulara hitap eden vakıflarımız milletimize hizmet etmektedir. Bu vakıfların bütün faaliyetlerine katkıda bulunmakta maddi manevi her şeyini bağışlamaktadır. Bir milletin can damarlarından biri olan kültürün aktarılması ancak yeni nesillere Aktarılması ancak eğitimle mümkündür. Milli eğitim vakfı eğitimimizin çağdaş metot ve yön- Temlerle yapılması, kültürümüzün geleceğimize aktarılması için çalışmalarını sürdürmektedir.Milli eğitim vakfına çalışmalarında gönülden başarılar diliyoruz.
Bekir AKBULUT
|
|
Bu günü anlamak,geleceğimize daha iyi yön verebilmek için sağlam bir tarih bilgisi şarttır. Bulunduğu yeri bilmeyenlerin yönele-cekleri hedefi bulmaları imkansızdır. Başarılı,büyük devlet adamları tarihi çok iyi bilen kişilerdir. Bu gün gelişmiş ülke olarak adlandırılan devletlerde tarih ilmi son derece ilerlemiştir. Örneğin teknoloji devi japonya’da tarih şuuru en ileri derecededir. Yaklaşık 2000 yıl sonra Ortadoğu’da tekrar devlet kurmaları, yahudilerin tarihlerine ne kadar sahip çıktıklarının en somut göstergesidir. Tarih manevi değerlerin gelişmesini sağlar. Aileden başlayıp millete doğru gelişen bir sevgi ve bağlılığın oluşmasına imkan hazırlar. Atatürk bu konuda, “Kendi tarihini öğrenmek,örnek almak ve sahip çıkmak milli bir görevdir. Tarihini unutan milletler tarih sahnesinden silinirler. Milliyetini unutur ve ihanet edebilirler. Milli hasletleri ayak-ta tutan,tarih şuurudur.” demiştir. Bu gün ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntıların temel sebeple-rinden birisi de tarihimizi yeterince bilmememiz,araştırmamamız ve sahip çıkmamamızdır. Ülkemizdeki gençlerin bir çoğu tarihimize ait temel bilgileri dahi bilmemekte,basın-yayın organlarımız ise basit ma-gazin haberleriyle gündemi işgal etmekte ve tarih şuurumuzu geliştir-meye yönelik çalışmalara maalesef yeterince eğilmemektedir. Tarihimizi ve tarihi değerlerimizi,birileri onları yıktığı veya hakaret ettiği zaman değil her zaman hatırlamalıyız. Artısıyla,eksi-siyle,doğrusuyla yanlışıyla tarihimizi araştırmalı,öğrenmeli, gençleri-mizde,çocuklarımızda ve ailemizde tarih sevgisini ve bilincini oluştur-mak için tüm imkanlarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. Ancak bu şekil-de kendimizi tanıyabilir,bütün dünyaya tanıtabilir ve medeni devletler seviyesine ulaşabiliriz. Harun DOĞRU
|
|
Türkiye,matematik konum olarak 36° - 42° kuzey para-lelleri ile 26° - 45° doğu meridyenleri arasında yani orta ku-şakta (ılıman) yer almaktadır.Özel konum olarak ise kuzey-doğusunda kafkas ülkeleri,güneyinde Ortadoğu ülkeleri,batı-sında ise balkan ülkeleri yer alır.Bunlarla birlikte üç tarafı denizlerle çevrili,yükseltisi batıdan doğuya doğru artar.Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine yaklaştığı bir yarım ada durumundadır. Türkiye’nin bu coğrafi konumunun kendisine kazandır-mış olduğu bir çok avantajlar vardır.Bu avantajlar arasında ilk sırayı dört mevsim ve farklı iklim tiplerinin yaşanmasıdır.Bu özelliği Türkiye’ye kendi kendine besleyebilen sayılı ülkeler arasına sokmaktadır.Türkiye’de ılıman kuşakta yetiştirilen bütün tarım ürünleri yetişmekte ve bunların bazıları da fın-dık,incir,zeytin,gül gibi dünyada ilk sırayı alır.Buğday,şeker pancarı,tütün,üzüm,pamuk gibi bitkilerde de dünyada ilk on üretici ülke arasına girmesini sağlamaktadır.Tarımda entansif (modern) metotların kullanılmaya başlanması ile birlikte şu anda Türkiye toprakları yaklaşık 110 milyon insanı besleyecek durumdadır.Bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artması beklenmektedir. Türkiye’nin coğrafi yapısı enerji potansiyeli bakımın-dan da avantajlar sağlamaktadır.Yüzey şekillerinin yüksek olması ortalama yükseltisi 1132 metre arazinin jeolojik yapı-sı ve su potansiyelinin fazlalığı hidroelektrik santralleri kur-mayı kolaylaştırmıştır.Bununla birlikte sayısız miktarda linyit Yatakları termik santraller kurmayı sağlar.Türkiye’nin Alp-Hi-malaya dağ sistemi üzerinde yer alması büyük bir bölümünün 3.jeolojik zamanda (tersiyer) oluşması ve kırıklı (faylı) bir ya-pıya sahip olması jeotermal enerji kaynaklarının (sıcak su) zengin olmasını sağlamıştır.Fakat jeotermal enerji gerektiği kadar kullanılmamaktadır. Türkiye’nin jeopolitik konumunda kendisine bazı avan-tajlar sağlamıştır.Bulunduğu yer itibariyle çok hareketli bir yapıya sahip olan Ortadoğu ülkelerine çok yakındır.Kafkaslar-da yeni kurulan Türkî Cumhuriyetler ve balkanlarda yeni kuru-lan milli devletlere yakınlığı Türkiye Cumhuriyetinin bu alan-larda otorite ve garantör devlet olmasını sağlamaktadır.Bu alanlarda uygulanacak uygun politikalarla etkisi daha da arta-cak ve daha fazla çıkar elde edecektir. Bizlere düşen görev de; Ülkemizi koruyup yüceltmek ve bu ülkeden faydalanabileceğimizin en üst düzeyde fayda-lanmaktır.
Adem KÖROĞLU Coğrafya Öğretmeni
|