|
Ö Z V A T A N H A L K E Ğ İ T İ M M E R K E Z İ Sözlerime kendimi kısaca tanıtarak başlamak istiyorum. Yozgat İli, Sarıkaya İlçesi 1964 doğumlu,evliyim ve üç çocuğum var. İlk ve Orta öğrenimimi Sarıkaya İlçesinde, yüksek öğrenimimi Kırşehir’de tamamladım. 1986 yılında Mardin’de ilk görevime başladım. Yurdumu-zun çeşitli yerlerinde görev yaptım. Özvatan Halk Eğitim Merkezi Mü-dürlüğü’nde Kurum Müdürü olarak 2001 yılı Temmuz ayında göreve başladım ve halen bu görevimi yürütmekteyim. Özvatan Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, 1991 yılı Kasım ayın-da İlçemiz Hükümet Konağı’nda faaliyete başlamış bir süre sonra yeni hizmet binasına taşınarak, halkımıza hizmet sunmaya devam etmekte-dir. Müdürlüğümüzce 2001 – 2002 Öğretim Yılında 06.03.2002 ta-rihi itibariyle 3, 1.Kademe Okuma-Yazma, 1 Makine Nakışı, 1 Sığır Be-siciliği, 1 Kalorifer Ateşçiliği, 3 Bilgisayar Operatörlüğü ve İşletmen-liği, kursu halkımızın talepleri doğrultusunda açılmış olup bu kurslar-dan 5 tanesi sona ermiş, diğerleri devam etmektedir. Sona eren kurs-lara devam eden ve kurs sonunda yapılan sınavı kazanan kursiyerleri-miz belge almaya hak kazanmışlardır. Halkımızın istek ve ihtiyaçlarına göre mevcut imkanlarımızı kullanarak halkımıza hizmet vermeye devam ediyoruz; devam edece-ğiz… Hizmetlerimiz esnasında bize her türlü yardımı yapan, destek-lerini esirgemeyen,emekleri geçen yetkililere,görevlilere, halkımıza teşekkürlerimi, saygılarımı ve sevgilerimi arz ediyorum. İsmail HALICIOĞLU Halk Eğitim Merkezi Müdürü
|
|
Toplum sağlığı, bireylerden ve bireylerin temiz oluşlarından gelmektedir. Bu sebepten dolayı sağlık olayı bireyin temizliği ile çok yakından ilgilidir. İnsanlar, gripten kansere kadar bütün hastalıklarına temel ola-rak yeterince temiz olmamaktan yakalanmaktadırlar. Bakkaldan,ma-navdan aldığımız yiyecekler sizlerin bulunduğu ortamlara gelinceye kadar bir çok el değiştirmiş, bir çok mekan değiştirmiştir. Bunun için alınan yiyeceklerin sadece suda ıslatıp,yemeden yavaşça ovarak üze-rindeki bakteri ve mikropları temizleyerek çocuklarımıza yedirmeliyiz ve yemeliyiz. Burada yine en büyük yük kadınlarımıza düşmektedir. Bunlarla beraber yediğimiz yiyecek kapları da bir o kadar önemlidir. Bulaşıkları çok bekletmeden mümkünse kirlendiği anda yıkamak onlar-da mantar üremesine engel olur. Giysilerimiz, bizimle bütünleşen bazen ne giymeliyim diye ka-rarsız kaldığımız giysilerimiz… onlar da sağlık açısından önemli bir faktördür. Kumaşının cildinize zarar vermesine izin vererek çok be-ğendiğiniz bir kıyafeti almayınız. Vücudu sıkan,derinize alerji yapabi-lecek giysiler yerine daha rahat bol ve kaliteli kumaşlar seçilmelidir. Kirlenen kıyafetler de eğer mümkünse hemen yıkanmalıdır. Çünkü bek-leyen kıyafetlerde yüksek sıcaklıklara dayanıklı mikropların sığındığı bir ortam olabilir. Sebebini bilemediğiniz bazı hastalıkların belki de onun nedeni giysilerinizdir. Bütün bunlardan çok daha önemlisi yaşadığınız ortamın temiz-liğidir. Yiyeceklerinizi, bulaşıklarınızı,giysilerinizi temizlemiş bile olsanız onların bulundukları ortam eğer kirli ise o zaman yapılan temizlik-ler boşa gitmiş demektir. Eviniz, yani yaşadığınız ortam sık sık hava-landırılmalı ve dezenfekte edilmelidir. Özellikle banyo ve tuvalet te-mizliğine dikkat edilmeli en geç haftada bir dezenfeksiyonu yapılma- lıdır. Yattığınız yatak,yorgan,yastık her gün havalandırılmalı, çarşafla-rınız çırpılmalıdır. Bütün bunlara özenle dikkat ederseniz sağlığınız konusundaki bazı problemleri aşabilirsiniz. Beden temizliği ruh temizliğini de etkilemektedir. İnsanın dün-yaya gelmesinden ölümüne kadar geçen süre içinde temiz ve tertipli insanı toplum örnek insan olarak adlandırır. Toplumda beden temizliği ile tanınan insan genel itibariyle ruh temizliği ile de kabul görür. “Te-mizlik İmandan gelir”, “aslan yattığı yerden belli olur”, sözleri toplum-da bu kişiler için kullanılır. Ruhumuzun temizliği insanlara karşı saygılı, sevgili ve dürüst olmamızla sağlanır. İmkanlarımız ölçüsünde azami te-mizliğe dikkat etmek ile sağlanır. Hepinize sağlıklı ömürler diliyor,saygılarımı sunuyorum. Dr. Ünal KARACA Özvatan Sağlık Grup Başkanı
|
KUR’ÂN-I
KERİM’DEN PASAJLAR VE ALINACAK MESAJLAR.
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’i bizlere hidayet rehberi olarak gön-dermiştir. Bu husus Bakara Suresi 2. âyette meâlen şöyle ifade edil-mektedir: “Bu kitap içinde şüphe olmayan bir kitaptır. O müttakîler (Allah’a inanıp, Ondan hakkıyla korkanlar) için rehberdir.” Dolayısıyla bize düşen görev Kur’ân’ın rehberliğinde hareket etmektir. İşte sizle-re bu hidayet verici âyetlerden bir kaçını meâlini ve mesajlarını vere-ceğim. Yüce Allah, Nisâ Suresi 135. âyette “Ey İman edenler! Adaleti ayakta tutanlar olun. Kendiniz, ana-babanız, akrabalarınız aleyhinde de olsa Allah için şahitler olun. Eğer sanık zengin veya fakir ise, Allah onlara sizden daha yakındır. Artık adaletten cayıp istek ve arzunuza uymayın. Eğer şahitlikte dil büküp veya şahitlik etmezseniz, bilin ki, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” Bu ayette de ifade edildiği üzere insan doğruluktan asla ayrıl-mamalıdır. Bu husus aleyhimize de olsa, yakınlarımızın aleyhine de olsa yine doğruluktan ayrılmamalıyız. Şahitlikte kişi fakir diye acıyarak ya-da zengin diye yalakalık yaparak yalana başvurulmamalıdır. Zira her şeyi Yüce Allah, hakkıyla bilmektedir. İnsan sağlam karakterli olmalı-dır. Sırf başkalarına yaranmak amacıyla ortama ayak uydurmak Müslü-man karakterine yakışmaz. Bunun adı münafıklık olur. Yüce Allah, mü-nafıklar için de şiddetli azabı müjdelemektedir. Nisa Suresi 136. âyette ise mealen şöyle buyuruluyor: “Ey İ-man edenler! Allah’a, Peygamberine ve ona indirdiği kitaba ve ondan önce indirdiği kitaplara gereği gibi inanın. Kim Allah’ı, meleklerini, ki-taplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse o (haktan) çok uzak bir sapıklığa düşmüştür.” İman gereği gibi olur. Şartlara göre değişmez. Yüce Allah’ın bildirdiği esaslara harfiyyen iman etmek gerekir. Nisa Suresi 137. âyette ise “İman edenler,sonra kafir olanlar, sonra yine iman edip,kafir olanlar, sonra küfürde ileri gidenleri Allah, onları affedecek ve onlara doğru yolu gösterecek değildir.” Kişi istediğini yapmakta serbesttir. Ama unutmamak gerekir ki, Cenâbı-ı Allah’ın bir kanunu var. Herkes yaptığının karşılığını görecek-tir. İnkar edenler, kendini ilah zannedenler şöyle bir geriye dönüp, ta-rihe baksınlar. Nemrutların, Firavunların sonu ne oldu…! Nisa Suresi 138 ve 139. âyetlerde ise “Münafıklara müjde ver ki; muhakkak onlara elim bir azap vardır. Öyle münafıklardır ki, Müs-lümanlar yerine kafirleri dost ediniyorlar. Onlar, o kafirlerde izzet ve şeref mi arıyorlar? Bilsinler ki, bütün izzet Allah’ın dır. [Siz ey Müslü-manlar! Sakın bunlarla oturmayın.] İnsan iç yüzünü açığa vurmadıkça biz bilemeyiz. Fakat Yüce Allah için gizli-açık fark etmez. Her şeyi hakkıyla bilir. Münafıklar mutlaka nifaklarının cezasını çekeceklerdir. Müslüman dostunu ve düşmanını çok iyi tanımalıdır. Münafık ve kafirlerle iş birliği,dostluk yapmamalıdır. Nisa Suresi 140. âyette ise münafık ve kafirlerle dostluğun yasaklanma sebebi izah edilmektedir ki meâlen: “Muhakkak Allah ki-tapta indirmiştir ki; Allah’ın âyetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman başka bir konuya geçinceye kadar onlarla beraber oturmayın. Eğer oturursanız siz de onlar gibi olursunuz. Muhakkak Allah,bütün münafıkları ve kafirleri Cehennem’de toplayacaktır.” Eğer bulunduğunuz ortamda Allah’ın hoş görmediği şeyler söy-leniyor ve yapılıyorsa, düzeltmeye çalışmalıyız. Buna rağmen yanlışlık- lar söylenmeye ve yapılmaya devam ediliyorsa o ortamı terk etmemiz gerekir. Eğer müdahale etmeden ortamda bulunursak onlarla aynı gö-rüşü paylaşmış oluruz. Unutmamalıyız ki; İslam Dini sağlam karakterli insanlar istemektedir. Bukalemun tipliler değil. Aktif Müslümanlar is-temektedir. Dürüst,sağlam,ahlaklı insanlar istemektedir. Öyleyse doğruluk rehberi olan Kur’ân-ı Kerim’i iyice okumalı ve ona göre yaşa-malıyız. Resul COŞKUN Meslek Dersleri Öğretmeni ve Kelâm Bilim Dalı Uzmanı
|
|
E M N İ Y E T T E Ş K İ L A T I
İnsanlık tarihi kadar eski kuruluş olan, Emniyet Teşkilatı, top-lum düzenini sağlamak üzere kurulmuş, bu hizmetini değişik isimler al-tında şerefle yürütmüş bir teşkilattır. İlk olarak 10 Nisan 1845 yılında çıkarılan Polis Nizamnamesi ile “Polis” adı verilen Emniyet Teşkilatımız, İstanbul’da kurulmuştur. Polis ; Emniyet güçleri içinde en geniş yer tutan ve en geniş işlevi olan gü-venlik örgütü olmuştur. Teşkilatın görevi, halkın huzur ve güvenliğini sağlamak gerektiğinde ülke bütünlüğünü ve Milletin birliğini canı paha-sına korumak, yüceltmektir. Başta Emniyet Teşkilatının iki temel kuruluşu polis ve jandarma olmak üzere, diğer emniyet görevlileri de karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan sarsılmaz disiplini ile en güçlü şartlar altında bile kanunların kendilerinden beklediği hizmetleri vermişlerdir ve vermeye devam et-mektedirler. Bu gelişmeler ışığı altında ortaya çıkan olumlu,başarılı tablo hepimiz için gurur ve övünç kaynağıdır. Devletin,kamu düzeninin sağlanması ve korunmasında en etkin gücü Emniyet Teşkilatı, her türlü zorluk ve kötü şartlara karşı kendisini daima yenilemektedir. Devlet ve Millet olarak varlığımızın, Anayasal hürriyetçi,de-mokratik düzen içinde her türlü iç ve dış tehlikeden uzak tutulması, kanun hakimiyetinin sağlanması ve korunması,yurt içinde huzur ve gü-venliğin temini,vatandaşlarımızın can,mal,ırz güvenliğinin korunması, suç işlemeye yönelik davranışların önlenmesi,işlenmiş olan suçların işlenmeye devam olunmasının önlenmesi ve sanıkların yakalanarak ada-lete tevdî edilmesi, ilgili kanunların ve diğer mevzuatın kendisine tevdî ettiği hizmetlerin ifası Polis kavramını ifade eder. Emniyet Teşkilatı,kurulduğu günden itibaren toplumun huzuru ve Anayasal rejim ile demokrasinin devamı için çok hızlı bir gelişme göstermiş ve başarılı hizmetler ifa etmiştir. Teşkilatımız gerek başa-rısı, gerekse disiplini ile dünya standartları üzerindedir. İnsanlar Emniyet Teşkilatının en önemli bölümünü oluşturan Po-listen pek çok şey beklemektedirler. Özgür toplumlarda polis bir den-ge unsuru olarak görülür. Gerçekten de polis bir taraftan insan hakla-rına saygınlılığı sağlama, öte yandan da halkı ve onun müesseselerini korumak amacıyla hükümet tarafından kendisine verilen yasal yetkiyi kullanma durumunda olan bir kimsedir. Polis halk için vardır. Ve halkın yardım desteği ile onların adına suçlularla savaşmaktadır. Unutmamak gerekir ki,huzur,güvenlik,dirlik,düzen ve asayiş sorunu yalnızca polisin değil hepimizin ortak sorunudur. Onun için herkesin polise yardımcı olması, onun yanında olması, onun yanında yer alması, onları göreve da-ha çok bağlayacak ve şevklendirecektir. Her kişi için bir polis değil, herkes kendisinin polisi olmalıdır. 10 Nisan günü 157. kuruluş yıldönümünü kutladığımız Emniyet Teşkila-tımız. Halkımızın güven ve kıvanç kaynağı olmaya devam edecektir. Kaynak: Hakim Dr. İlhan AKBULUT Recai ÖZDEMİR Emniyet Teşkilatı ve Görevleri. Polis Memuru
|